18.7.2018
 
Site içi arama
Ad :
Soyad :
Telefon :
   
ıÜüHepatitis B (HBV) İnfeksiyonu

Karaciğerde halk arasında sarılık olarak bilinen tabloyu yapan ve önemli bir halk sağlığı problemi olan bir hastalıktır. Karaciğer iltihabına neden olarak hastalık yapan hepatit B virüsü bu olaylardan sorumludur. Sarılık eski hekimlik yıllarından beri bilinmektedir. Bu hastalığa virüsün neden olduğu ve bulaşıcı bir hastalık olduğu ise daha sonraki yıllarda keşfedilmiştir. Aslında karaciğerde sarılık yapan virüslardan bir grubu A , B,C,D, E, F, ve G virüsları olarak isimlendirilir. Bunların arasında A, B ve D virüsü ülkemizde çok yaygın olarak bulunmaktadır. Bunlardan A virüsü ilerleyen hastalık yapmaz ve genellikle çocukluk çağında hastalık yapar, iyileşir ve insanlar ömür boyu bağışık yani hastalığa karşı korunmuş olarak kalırlar. Bunların arasında en önemlisi ülkemizde halk sağlığı sorunu olarak bulunan B virüsüdür.

B virüsü sadece insanları hasta eder ve insandan insana bulaşır. Karaciğere virüs geldiğinde iki türlü hastalık yapar. Birincisi ki bu büyük bir oranda gözlenir akut hepatit dediğimiz iltihabi olaydır ve hastaların % 80’e yakını iyileşir ve hastalık bağışıklık bularak sonlanır. Geriye kalan küçük bir grup hasta nedenini kesin olarak bilemediğimiz bir çok faktörden dolayı virüsü karaciğerden temizleyemez ve uzun süreli karaciğer iltihabına yakalanır. Uzun süreli karaciğer iltihabı tedavi edilmezse kronik hepatit dediğimiz , karaciğer fonksiyonlarında bozulma ile kendini gösteren bir tablodan, karaciğer sirozu ve karaciğer kanserine kadar ilerleyebilir. Bulaşmaİnsandan insana bulaşabileceğini söylediğimize göre tek bulaş kaynağı insandır. B virüsünü taşıyan insanlar bunun aracısıdır. Bu insanlar aracılığı ile bir insandan diğer insana geçiş olmaktadır.Bulaş yolları nasıldır?1- Kan ya da diğer vücut salgıları ile temas 2- Cinsel temas 3- Taşıyıcı anneden doğum sırasında 4- Kalabalık ve bir arada yaşayan topluluklar ve kötü sağlık koşullarına sahip ortamlarda bireyden bireye.1- Kan ve vücut salgıları ile temas nasıldır?Bu en önemli bulaşma yollarından biridir. Kan ve kan ürünleri ile direk temas bundan sorumludur. Bazı risk grupları vardır. Çok sayıda kan nakli yapılan hastalar, böbrek hastalığı nedeni ile dialize giren hastalar,uyuşturucu bağımlısı olanlar, vücutlarına dövme yaptıranlar, akapunktur, temizlik şartlarına dikkat edilmeden yapılan diş tedavisi sayılabilir. 1980’li ve önceki yıllarda tek kullanımlık enjektörlerin olmaması ve kan ve kan ürünlerinin virüs yönünden taranmaması gibi nedenlerle yaygın bulaş olmaktaydı. B virüsü iyice tanındıktan sonra bu şekilde bulaş yoları ortadan kalmıştır. Hemodializ makinalarının ayrılması da bu tarzda bulaş yollarını engellemek için sağlanmıştır.2- Cinsel Temas ile bulaşma nasıldır? Homoseksüeller bu grupta en önemli risk grubunu oluşturmaktadır.Cinsel organların salgıları bulaşmaya neden olmaktadır. Çok eşlilik, hayat kadınları ile cinsel temas yine bu şekilde bulaşmaya neden olur. Ancak bir önemli bir grupta Hepatit B taşıyıcılarıdır. Bunların eşleri de risk altındadır. Bu nedenle aşılama ile ilgili bilgilere daha ilerde yer verilecektir. 3- Hamile anneden bebeğe bulaş nasıl olmaktadır?Anneden bebeğe bulaş anne karnında iken değil doğum esnasında olmaktadır. Bu nedenle de doğuma girilmeden önce annenin B taşıcısı olup olmadığı bilinmelidir. Çünkü bu bilinmezse yeni doğan bebeğe % 90 oranında B virüsü bulaşacak ve aşılama yapılmazsa bebek % 95 uzun süreli karaciğer hastalığına yakalanacak ve erken yaşlarda siroza yakalanma riskini taşıyacaktır. Bu konu son derece önemlidir çünkü annenin B virüsü taşıdığı bilinirse bu takip edilebilir ve bebek doğar doğmaz aşılanarak bu hastalıktan tamamen kurtarılabilir. Kırsal alanda ve bazen büyük şehirlerde bile doğumların nasıl yapıldığı göz önüne alınırsa bunun ne kadar önemli olduğu anlaşılır. 4- Kalabalık toplumlarda bireyden bireye nasıl bulaşma olmaktadır?Bu tip bulaşmanın mekanizması tam olarak anlaşılamamıştır. Ev içi bulaşma bu bulaşmada önemli rol oynar. Taşıyıcı bulunan kalabalık aileler, yurtlar , askeri birlikler, çocuk bakım evleri , kreşler,hapishane gibi toplu yaşanan yerler bu bulaşmada rol oynamaktadır. Türkiye’ de insanlar B mikrobu ile erken yaşlarda tanışmaktadır. Çünkü ülkemizin bir çok yerinde yaşam koşulları kötüdür. Çok çocuklu, aynı evde yaşayan bireyler, havlu , diş fırçası, jilet, makas,manikür,pedikür setleri gibi malzemelerin temizlenmeden aynı kişi tarafından kullanılması, berberde, diş hekiminde hastaların veya taşıyıcıların kanı ve vücut salgıları ile kirlenmiş malzemenin tekrar tekrar kullanılması bulaş risklerini arttırmaktadır. Bu nedenle de halkın bu virüsün nasıl bulaştığını iyi bilmesi ve korunma yollarını öğrenmesi gereklidir.Türkiye’de genel anlamda B virüsü taşıyıcılığı % 5 dolaylarındadır. Ancak hasta olanlar, taşıyıcı olanlar ve bu virüsü alıp bağışıklık kazanmış olanlar dahil olmak üzere tüm Türk halkının B virüsü ile karşılaşma oranı % 50’lere varmaktadır. Bu da ülkemizde B virüsünün ne kadar önemli bir bulaşıcı hastalık olduğunu açıklar.Hastalık belirtileri nelerdir?Virüs alındıktan sonra 30-180 gün sonra hastalık belirtileri ortaya çıkar. Klinik görüntü hiç bir belirti vermeyen tablodan ağır karaciğer yetmezliği tablosuna kadar değişik olabilir. Halsizlik ,iştahsızlık, bulantı , kusma , sağ üst kadranda ağrı gibi değişik belirti ve bulgular olabilir. Sağlıklı yetişkinlerde B virüsünün devamlı hastalık yapıcı hale gelmesi  % 5 oranında olur. Erken çocukluk ve bebeklik döneminde virüs alınırsa % 90 oranında uzun süreli hastalık tablosu ortaya çıkar. Bir grup hastada B virüs serumda bulunur ancak bağışıklık yapamaz . Bu hastalarda karaciğer testleri de normaldir. Bunlara taşıyıcı denilmektedir. Bir grup hastada ise karaciğer iltihabı tablosu çıkar. Bu dönemde virüs ortadan kaldırmak için çeşitli ilaçlar kullanılır. Hastalık uzun süreli evrede değilse bu dönemde ilaç kullanılmaz.Karaciğerde uzun süreli iltihap oluşursa ilaç kullanımı gerebilir. Karaciğerde uzun süreli iltihap oluştuğunda yorgunluk, kas ve eklem ağrıları gibi tipik olmayan belirtiler veya ciddi karaciğer hastalığı belirtileri ortaya çıkabilir. Uzun süreli karaciğer iltihabı geliştiğinde tedavi nasıldır?Karaciğer iltihabının derecesi gastroenteroloji ve hepatoloji uzmanları tarafından değerlendirilmeli ve hastalığın evresi , karaciğerin durumuna göre tedavi planı yapılmalıdır.Günümüzde dünyada yayınlanan rehberler eşliğinde bu gün B hepatitin tedavisinde kabul edilen ilaçlar şunlardır.- İnterferon iğneleri- Lamivudin- Adefovir Bunların yanısıra yeni deneysel aşamada olan bir çok ilaç vardır. Bütün ilaç tedavilerinde başarı oranları net değildir. Tedavinin başarısı için hepatit B vürüsünün kanda gösterilememesi gereklidir. Bunun tamamen kaybı da şu anda % 10 –15 oranında başarılabilmektedir. Sonuçta tedavi başarısı her zaman mümkün olmadığı gözönünde bulundurulduğunda B virüsünden  korunmanın ne kadar önemli olduğu anlaşılır. Hepatit B’den nasıl korunuruz?Bunca problemlere rağmen B virüsünün aşısının olması en büyük silahımızı oluşturmaktadır. Hepatit B aşısı artık 1998 yılından Türkiye’de genel aşılama programı içinde yeni doğan döneminde yapılmaktadır.Aşı yapılacak grupların tespitinde ; çocuklara ve gençlere tarama testlerinin yapılmasına gerek yoktur. Erişkin bireylerde gereksiz aşı kullanmanın önüne geçmek ve taşıyıcıları tespit etmek için B virüsünün kandaki göstergelerine bakılmalıdır. Erişkinlerde Hepatit B ile karşılaşmamış olanlar aşılanır.Hepatit B aşılama takvimi4.06.98 tarih ve 6856 sayılı genelge21.06.20 tarih ve 8942 sayılı genelge1. seçenek 1.doz 3.ay2.doz 4.ay3.doz 9.ay2.seçenek (HbsAg + anneden doğan bebeklerde ilk doz HBIg ile beraber)1.doz 0.ay2.doz 1.ay3.doz 9.ay3.seçenek ( Bebek 3 aydan büyük ise)1.doz Bebek geldiği zaman2.doz 1. dozdan 1 ay sonra3.doz 2.dozdan 5 ay sonra olarak belirlenmiştir.Günümüzde Hepatit B aşısı uygulandığında % 92-95 oranında yeterli bağışıklık sağlamaktadır. Önceleri aşıdan 5 yıl sonra aşının titresine bakılıp yeniden rapel           ( hatırlatma ) dozu yapılması önerilirdi. Şimdi bunun gereksiz olduğu düşünülmektedir. Normal immun sistemi olan şahıslarda bir kere aşılama programı tam uygulandıktan sonra tekrar aşı yapılmasına gerek yoktur.